günlerimde şiir yerini eksiksiz korur. şiirsiz günler benim değil; yaşanan günleri çoğunluğun.
bende sığar iki cihan ben bu cihana sığmazam
nesimi
attilâ ilhan'ın, elde var hüzün şiir kitabı, nesimi'den aldığı mısra ile biter. nice cihanı içine sığdırıp, cihana sığmayan şairlerin şiirleri okunmaz mı? meraklısı için ekler'in son yazısı, şiirden çok, laf... başlığında ve hemen attilâ ilhan saldırısı geliyor birinci satırdan:
Kimsenin doğru dürüst şiir okuduğunu sanmıyorum. Şairlerin bile! Şiirden çok, lafıyla oyalanıyoruz.
yine adını andığım ekin ileri satırlarında:
Sayfalarca 'şiir' okuyor, en küçük heyecan duyamıyoruz.
attilâ ilhan'ın bu saptamaları ve değerlendirmeleri 1981 tarihli. yıllar sonra da geçerliliğini sürdürüyor mu? günlerimizde şiir okumanın yeri var mı? şiirden sonra, 'laf'ı da mı azaldı? sayfalarca heyecansız 'şiir'ler mi salt şiir okumayı azalttı?
ben bu soruları yinelemekten, çoğaltmaktan öteye, bugün okuduğum şiirlerden sözedeceğim bu yazıda.
cihana sığmaz nazım hikmet'in cihani rubailer'inden birini aktarmak istiyorum önce:
Aramızda sadece bir derece farkı var, işte böyle kanaryam, sen kanatları olan, düşünemeyen kuşsun, ben elleri olan, düşünebilen adam...
sayfalarca 'şiir'den sonra nazım hikmet'in rubai'sinden aldığımız heyecanı almadığımız olmuyor mu? haydi, o şiir okumama için özürümüz; ya nazım hikmet'in rubailer'i? onlar okunuyor mu? nazım hikmet şiirinden alınacak heyecanlar yaşamda azalıyor mu? karamsar olmak istemiyorum. gün vardı, nazım hikmet'in şiiri yasaktı; yıllar var, nazım hikmet şiiri erişilir oldu. şiirden heyecan almanın dürtüsü günümüzde ne olmalı?
her okuduğumda yeniden heyecanlandığım; attilâ ilhan'ın, elde var hüzün şiir kitabının serbest gazeller'inden biri, şiir gününüzde heyecanınız olsun isterim:
bâkî'ye gazel
bir yerde vahim bir yanlış yapılmıştır
ne yadsımaya dilim varır
ne düzeltmeye gücüm yeter
meyyus bir papağan gibi tenhada bırakılmış
harıl harıl
içimdeki bozgunla söyleşirim
bir yaş gelir ki kadınlar
çekilir ortalıktan
esmerler birden çekimser
sarışınlar uzak
kumrallar vefasızdır
artık ne uyku ne durak
bir âfet biçerim imgelem kumaşından
müstesna bir sevgili
onunla söyleşirim
fazlasıyla edâlı
iyice rahşân
bakışları ebrûlî
serviler boşalır boşluklardan
bir mehtap karanlığına
gazelhanlar susmuş
çalgıcılar perişan
bir ben ki sabahlara kadar böyle
münzevi bir kanûnla söyleşirim
ne şair kalmış ülkede ne şiir
divanlar unutulmuş
mesneviler parça parça
ey şairlerin sultanı ey bâkî
inanılmaz kafiyeler düşürüp yıldızlardan
(mef'ûlü mefâilü)
ruhunla söyleşirim
attilâ ilhan'ı, bâkî'ye gazel'i, nazım hikmet'i ve rubailer'i olan bizlerin, şairi ve şiiri yok diyemeyiz.
8 ocak 1999, college station, texas.